Çok çabalarsınız ama olmaz bazen.
Birçok iyileştirme yapar ve herşeyin başladığınız yere döndüğünü üzülerek görürsünüz.
Siz çalışırsınız başkası terfi alır, siz başarırsınız kaymağını başkası yer.
Aşık olursunuz o sizi sevmez, o sevse sizin kanınız ısınmaz.
Küçücük masum çocuklar bombalarla ölür, beş para etmez adamlar yönetimin zirvesine yürür.
Aldatılırsınız, ihanete uğrarsınız, haksız yere hapsedilebilir ya da öldürülebilirsiniz bile…
Zaten size kim hayatın kolay ve adil olduğunu söyledi ki?
İnsanoğlunun yazdığı şarkı sözlerinin en az yarısı hayal kırıklıkları ve acıları anlatır. İnsanlık tarihinin savaşsız geçmiş çok az bir kısmı vardır ve savaşlar tarihi olarak bile adlandırılabilir. Habil ve Kabil ‘den beri kardeş kavgası hiç bitmemiştir. Bitmeyecektir.
Hem Hristiyanlık hem de Müslümanlık tarihinde ilim ve akıl sahibi çok ama çok değerli yüzlerce insan ya taşlanmış, ya zehirlenmiş ya da infaz edilerek öldürülmüştür.
Kendisine kötü muamele yapılmamış, derin acılar çekmemiş tek bir peygamber bile yoktur. Hatta insanlığın görece en doğru ve temiz bireyleri olarak görebileceğimiz peygamberler en derin travmalara ve acılara göğüs germek zorunda kalmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk ilk olarak 1911 yılında Trablusgarp savaşına katılmış ve ondan sonraki 11 yılı 1922 Büyük Taaruza kadar sürekli cephelerde geçmiştir. 11 yıl boyunca cepheden cepheye koşup memleketi kurtardıktan sonra ise 16 yıl boyunca kendi deyimi ile esas savaşa girişmiş ve 1938 yılında ölüp hakkın rahmetine kavuşana dek hep bir ülkünün ve mücadelenin peşinde olmuştur.
Demek ki iyi olmak, doğru olmak, bilgili olmak sizi hayatın sıkıntı ve imtahanlarından kurtarmaz. Hatta ne kadar donanımınız varsa “iyi” yönde sınavınız da o kadar çetin geçecek demektir.
Bu konuda en sevdiğim sözü geçenlerde internette gördüm ve hemen paylaşmak istedim;



