Murat Turan/ Mart 5, 2025

Stephen R. Covey’in “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabı, popüler bir kişisel gelişim ve liderlik rehberi olarak kabul edilse de, gerçek dünyada liderlerin bu ilkelerle hareket etmediği açıktır. Tarih boyunca etkili olmuş liderler, Covey’in sunduğu modelden çok farklı prensiplere dayanmaktadır.

Peki, gerçek dünyada liderlik nasıl bir şeydir? İşte, idealist modellerin ötesinde, sahada çalışan gerçekler:

Liderlik Kitapları vs. Gerçek Dünya

Günümüzde gerçekten önemli pozisyonlarda oturan liderlere bir bakın. Türkiye’de Erdoğan, Amerika’da Trump, Rusya’da Putin gibi siyasi liderler veya küresel iş dünyasındaki en büyük CEO’lar… Hiçbirinin liderlik ve yöneticilik kitaplarında anlatılan pembe masallardaki gibi olmadığını göreceksiniz.

Hatta çoğu empatiden, saygıdan, insanları dinlemekten bile yoksun. Birçoğu ileri seviyede narsist ve birçok psikosomatik davranış gösteriyor. Demek ki gerçek dinamikler, kişisel gelişim kitaplarında anlatıldığı gibi değil.

Bu yazıyı Covey’in “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabı üzerinden yazdım ve o alışkanlıkların gerçek liderleri pek kapsamadığını gördüm. Ancak bu, sadece Covey’e değil, genel olarak idealize edilen liderlik modellerine bir eleştiri olarak da okunabilir. Gerçek dünyada güç nasıl elde edilir ve nasıl korunur? Haydi, karşılaştıralım.

Jeffrey Pfeffer’in “Leadership BS” kitabı da bu konudaki yanılgıları ortaya koyuyor. Liderlik endüstrisinin yıllarca milyonlarca kitap, konferans ve TED Konuşması ile bir “liderlik masalı” yarattığını ancak bunun sahada işe yaramadığını anlatıyor. Gerçek liderlerin empatiden çok pragmatizm, şeffaflıktan çok manipülasyon yeteneğiyle yükseldiğini vurguluyor.

Pfeffer diyor ki: Yıllardır yazılan milyonlarca kitap, TED konuşmaları, konferanslar, liderlik eğitimleri çalışan memnuniyeti, lider başarısı veya liderlerin işte kalma süresi üzerinde hiçbir etki yaratmadı.

📌 Destekleyici veri: ABD’de yıllık 14-50 milyar dolar liderlik eğitimi için harcanıyor, ama işler daha da kötüye gidiyor.

Sonuç: Liderlik üzerine anlatılanlar gerçek dünyada çalışmıyor. Liderliği etik, ilham verici ve güvenilir bir şey olarak pazarlayan endüstri, liderlik gerçeğini çarpıtıyor.

Jeffrey Pfeffer’ın alıntıladığımız kitabı

İş Yerleri Berbat, Liderler Başarısız

📌 Çalışan bağlılığı çok düşük:

  • Gallup araştırmasına göre çalışanların yalnızca %13’ü işine bağlı, %24’ü aktif olarak bağlı değil.
  • 30.000 kişiyle yapılan küresel bir araştırmaya göre %28-%56’sı işten ayrılmak istiyor.

📌 Zehirli çalışma ortamları:

  • ABD’de çalışanların %10’u her gün iş yerinde zorbalığa maruz kalıyor.
  • İngiltere’de hemşirelerin %44’ü son bir yılda zorbalık yaşadığını bildirdi.

Sonuç: Liderlerin etik ve adil olduğu anlatılıyor ama gerçek dünya acımasız. İş yerleri zalim, liderler başarısız ve bu durumun sorumlusu, “liderlik” kavramının yanlış idealize edilmesi olabilir.


Liderlik Eğitimleri ve Lider Gelişimi Tamamen Yetersiz

  • %92’ye yakın yönetici, şirketlerinin lider geliştirme konusunda başarısız olduğunu düşünüyor.
  • Yüksek performans gösteren şirketlerin bile %66’sı liderlik gelişimi konusunda başarısız.
  • Harvard Kennedy School araştırmasına göre, Amerikalıların %69’u liderlik krizinde olduğumuzu düşünüyor.

Sonuç: Pfeffer burada “lider doğulmaz, lider olunur” lafının bile sorgulanması gerektiğini söylüyor. Çoğu liderin zaten kötü olduğu, eğitimin ise bu durumu düzeltemediği ortaya çıkıyor.

Covey’in Alışkanlıkları vs. Gerçek Dünya Dinamikleri

Covey’in modeli proaktivite, empati, uzun vadeli vizyon ve kişisel yenilenme gibi içsel niteliklere odaklanıyor. Bunlar hala değerli olsa da, gerçek dünyada güç elde etmek ve onu sürdürmek için bambaşka dinamikler devreye giriyor.

  • Güç ve Narsizm: Tarihte büyük gücün peşinden giden insanlar, genellikle karizmatik ve agresif figürlere yöneliyor. Narsistik liderler, kendilerine olan sarsılmaz inancı ve risk alma cesaretleriyle öne çıkıyor.
  • Kirli Politikalar ve Rant Mekanizması: Büyük güce ulaşmak isteyenler, genellikle sıfırdan zirveye çıkamaz. Siyaset, rant ve çıkar ilişkileri şart hale geliyor. 
  • Pragmatizm ve Manipülasyon: Modern dünyada doğruluk değil, algı önemlidir. Gerçek liderler, sadece şeyleri doğru yapmakla değil, algıyı doğru yönetmekle ilgilenir. 
  • Rekabet ve Sertlik: “Kazan-kazan” diye bir düzen yoktur; büyük oyunlarda genellikle “kazanan ve kaybeden” vardır.

Elbette hepimiz kendisini başkalarına adamış, yüksek zeka ve entellektüel birikime sahip, yerinde güç kullanan, karizmatik, etkili ve tutkulu bir lider idealize ediyoruz. Bunları düşünüce de benim aklıma sadece 1 kişi geliyor yakın tarihte. Ancak hadi kendimize dürüst olalım; tarihteki büyük isimler gibi istisnai bazı liderleri dışarıda bırakırsak, güç pozisyonlarında olmak ve bu gücü arttırmak kitaplarda yazılanlardan çok farklı meziyetler gerektiriyor.

 

Liderlik ve Güç Psikolojisi: Neden Ruh Hastaları Zirvede?

Günümüz liderlik dünyasına baktığımızda, en güçlü pozisyonlara gelen kişilerin sıklıkla narsistik, hatta sosyopatik eğilimler gösterdiğini görüyoruz. Bu bir tesadüf mü, yoksa güç savaşlarının doğal bir sonucu mu?

🔹 Narsist ve Sosyopatların Güç Avantajı: Kevin Dutton’un The Wisdom of Psychopaths kitabına göre, CEO’lar arasında psikopati oranı toplum ortalamasından 4 kat daha fazla. Bu, gücün bazen empati eksikliği ve manipülasyon yeteneğiyle elde edildiğini gösteriyor.

  • Narsistler güç pozisyonlarını daha çok arzuluyor.
  • Başkalarını manipüle etmekte daha başarılılar.
  • Empati eksikliği, zor kararları almayı kolaylaştırıyor.
  • Kendilerine olan aşırı güvenleri, kitleleri etkilemelerini sağlıyor.

🔹 İnsanların Güçlü Görünen Liderlere Çekilmesi: Karizmatik, kendine aşırı güvenen ve risk alan figürler, kitleler tarafından doğal lider olarak görülüyor. Güçlü bir imaj, gerçek yetkinlikten daha çok önemseniyor.

  • İnsanlar güçlü görünen, karizmatik liderlere doğal bir çekim duyuyor.
  • Narsist liderler, insanların güvenlik ve kesinlik arayışını istismar edebiliyor.
  • Toplum, bazen farkında olmadan toksik liderliği normalleştiriyor.

🔹 Ahlaklı İnsanlar Neden Zirveye Çıkamıyor? Düzgün, etik değerlere bağlı insanlar çoğu zaman güç mücadelelerinde pragmatist rakipleri tarafından eleniyor. Büyük güç savaşları, idealistlere yer bırakmıyor.

  • Üst düzey pozisyonlara gelmek genellikle “kirli elleri” gerektiriyor.
  • Etik değerleri yüksek insanlar bu “oyunu oynamak” istemediği için kendini geri çekiyor.
  • Sistem, pragmatik ve makyavelist yaklaşımları ödüllendiriyor.

Bu konuda BBC.com da yer alan bir haberden alıntı yapayım. Haberin tamamına yazının altındaki linkten ulaşabilirsiniz :

Lyndon Johnson ve Trump’ın kahramanı olan Andrew Jackson ise ABD başkanları arasında en fazla psikopat özelliğe sahip olanlar.

Bu özellikler “yüzeysel cazibe, benmerkezcilik, yalancılık, duyarsızlık, risk alma, dürtülerini kontrol etmekte zorlanma ve korkusuzluk” olarak sayılıyor.

Eski ABD Başkanı Lyndon Johnson

Örneğin Johnson, yanında karısı da otururken, diğer yanında oturan bir kadının eteğinin altından elini sokmayı gayet normal bir davranış olarak görüyordu.

Çalışanlarını aşağılamak için tuvaletteyken yanına çağırır, tuvaletini yaparken emir verirdi.

Amerika’nın Vietnam’daki savaşı tırmandırmak için halkına yalan söylemekten de çekinmemişti.

Yine Jefferey kitabından birkaç alıntı yapalım :

Liderlik Teorileri, Gerçek Hayattaki Liderlerle Çakışıyor

📌 Gerçekte ne oluyor?

  • Liderlik kitapları dürüstlük, şeffaflık, alçakgönüllülük gibi değerlerden bahsederken, gerçek hayattaki başarılı liderler bunların tam tersini yaparak yükseliyor.
  • Steve Jobs, Larry Ellison, Jeff Bezos, Henry Kissinger, Roger Ailes, Lyndon Johnson gibi liderler agresif, manipülatif, narsist olmalarıyla biliniyor ama en tepeye çıkmayı başarıyorlar.

📌 Örnek:

  • Rebekah Brooks, medya dünyasında yükselirken, skandallara karışmasına rağmen “acımasız ve stratejik” kişiliğiyle gücünü koruyabildi.
  • Roger Ailes (Fox News kurucusu), çalışanlarını korkuyla yönetti ama şirketi inanılmaz kârlı hale getirdi.
  • Linda Wachner (Warnaco CEO’su), çalışanlarını azarlayan, aşağılayan biri olarak biliniyordu ama 1993-1999 arasında 158 milyon dolar kazandı.

 

 

Acı Gerçekler:

  • İdeal liderlik teorileri ile gerçek dünya uygulamaları arasında büyük uçurum var. 
  • Sistem, etik değerleri olan insanları değil, “oyunu oynamaya” hazır olanları ödüllendiriyor. 
  • “İyi insan” olmak ile “başarılı lider” olmak arasında genellikle ters bir ilişki var. 

SONUÇ: GERÇEK LİDERLİK NEDİR?

Covey’in sunduğu liderlik modeli ve benzerleri, idealist ve “herkese uygun” sistemlerdir. Ancak modern liderlik daha karmaşık, pragmatik ve stratejik bir yön kazanıyor.

✅ Net ve güçlü kararlar alır.
✅ Otorite sahibidir ve algıyı yönetir.
✅ Çatışmaları kendi lehine çevirir.
✅ Hızlı karar alarak değişime liderlik eder.

Covey’in modeline sıkı sıkıya bağımlı kalanlar, liderlik sahnesinde kaybolabilir.

📌 Siz ne dersiniz? Tarihte gerçekten temiz ve düzgün olan ve kitleleri peşinden sürükleyen liderler de var ama sayıları oldukça az. Bir yönden bakarsanız Hitler de bir liderdi, Netenyahu da kendi çapında bir lider. Trump’ın ve benzeri karakterlerin davranış modellerini de hep birlikte izliyoruz. Lider olmak, yönetici olmak, bir güç pozisyonunu elinde bulundurmak gibi kavramları ayrıştırmalıyız belki de.

En’am Suresi 123. Ayet: “Ve böylece her ülkede, entrika ve hile düzenini kuran düzenbaz suçluları oranın el üstünde tutulan kimseleri yaparız: Fakat çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur da, onu dahi anlamazlar.”

Sizce bu durumu değiştirmek mümkün mü? Yoksa bu, insan doğasının kaçınılmaz bir sonucu mu?

TARTIŞMA KONULARI:

Hem Jeffrey Pfeffer’ın kitabı, hem benim görüşlerim hem de araştırma verileri sonucu aşağıdaki iddiaları yapıyor ve doğruluklarını tartışmaya sunuyorum. Siz hangilerine katılıyorsunuz?

  • Liderlik eğitimleri “insanlara kendilerini iyi hissettirmekten” öteye geçmiyor. Amaç, gerçekten liderler yetiştirmek değil, büyük bir pazarlama sektörünü beslemek.
  • Hewlett-Packard gibi şirketler zamanında liderlerin çalışanlar üzerindeki etkisini ölçerek onları değerlendirirken, günümüzde birçok şirket çalışan memnuniyeti anketlerini bile iptal ediyor. Gerçekleri görmek istemiyorlar!
  • Üst düzey yöneticiler, politik manevralara uyum sağlayamazsa hızla kovuluyor.
  • İş dünyasında politika bilmeyen, “doğrucu davut” olan liderler en hızlı elenenler oluyor.
  • Genç mezunlar, şirketlerde gerçeği söyleyerek liderlerini eleştirdiklerinde anında gözden düşüyorlar.
  • Büyük liderlerin birçoğu, tepeye çıkarken rakiplerini manipüle etme konusunda ustalaşmış kişiler.
  • İnsanlar gerçekleri görmek yerine, kendilerini iyi hissettiren hikâyelere inanmayı tercih ediyor.
  • Otantik, iyi kalpli liderler” mitine inanmak, çalışanlara bir umut sunuyor ama sahada asıl kazananlar tamamen farklı.

Gerçek dünyada güçlü olmak, oyunu bilmek ve yönlendirmekten geçiyor.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47947407
https://www.aydinlik.com.tr/haber/liderlerin-ruh-hastaliklari-265172
https://www.kitapyurdu.com/kitap/liderlik-efsaneler-ve-gercekler/622944.html

Share this Post